İletişim Başkanı Fahrettin Duran, Türkiye’nin bölgesel ve küresel çapta vazgeçilmez bir aktör olma sürecini detaylandırdı. Dezenformasyonla mücadeleden kamu diplomasisine, CİMER’in yapay zeka entegrasyonundan çok dilli yayınlara kadar birçok alanda atılan stratejik adımları ve gelecek vizyonunu samimi bir dille paylaştı.
İletişim Başkanı Fahrettin Duran, “Ayın Tarihi” dergisi için kaleme aldığı değerlendirmede, Başkanlığın dezenformasyonla amansız mücadelesinden, kamu diplomasisinin ince dokunuşlarına, stratejik iletişim sanatından CİMER’in teknolojik dönüşümüne kadar uzanan geniş bir yelpazede yürüttüğü faaliyetleri masaya yatırdı. Özellikle 2025 yılı projelerine dikkat çekerek, Türkiye’nin global arenadaki yükselişini pekiştiren stratejileri paylaştı.
Duran, iletişim dünyasındaki baş döndürücü hızdaki değişimlerin, artan belirsizliklerin ve katmanlı krizlerin ortasında İletişim Başkanlığının en temel önceliğini “siyasetin, bürokrasinin ve toplumsal yaşamın ortak bir anlayış zemininde buluşmasına köprü olmak” şeklinde özetledi. Bu vizyonla, farklı kurum ve aktörlerin çalışmalarının vatandaş gözünde şeffaf, tutarlı ve anlamlı bir bütünlük içinde görünür kılınmasını hedeflediklerini belirtti.
Başkanlık, bu süreçte ortak bir diyalog ve anlayış zemini oluşturma misyonunu üstlenmiş durumda. Duran, tek yönlü bir iletişimin aksine, bürokrasi, Meclis, yerel yönetimler ve sahadaki paydaşlar arasında karşılıklı bilgi akışına ve istişareye dayalı bir koordinasyon anlayışının ne denli mühim olduğunun altını çizdi. Ayrıca, bölgesel, sosyolojik ve demografik farklılıkları gözeten, esnek ve çok katmanlı bir iletişim mimarisiyle, tepkisel değil, proaktif bir iletişim akışı yaratmayı hedeflediklerini vurguladı.
İletişim Başkanlığının dezenformasyonla savaşta yürüttüğü eğitim ve farkındalık çalışmalarına değinen Duran, bu alandaki sürdürülebilir başarının anahtarının bireylerin davranışlarını dönüştürmekten geçtiğine inandıklarını ifade etti. “Sadece yanlış içeriği düzeltmekle bu iş olmaz” diyen Duran, sanal dolandırıcılıktan kötü alışkanlıkların yayılmasına kadar dijital dünyanın barındırdığı tehlikelere karşı vatandaşlarda geniş çaplı bir farkındalık oluşturmanın bir “güvenlik sorunu” olarak ele alındığını dile getirdi.
Bu geniş perspektifle, “7’den 70’e dezenformasyon farkındalığı” ilkesini benimsediklerini aktaran Duran, toplumun her kesimine yönelik eğitimler düzenlediklerini belirtti. Özellikle gençlerin dijital dünyadaki aktif rolünü göz önünde bulundurarak, üniversitelerle güçlü iş birlikleri geliştirdiklerini ve 76 üniversitede dezenformasyonla mücadele öğrenci kulüpleri kurulmasına öncülük ettiklerini söyledi. Bu kulüplerin, gençleri pasif birer tüketici olmaktan çıkarıp, sorgulayan, doğrulayan ve sorumluluk alan “dijital bireyler” olarak yetiştirmede önemli bir rol oynadığını ekledi.
Kamu diplomasisi faaliyetlerinin koordinasyonundaki rollerini açıklayan Duran, Başkanlığın bu alanda çift kanatlı bir sorumluluk üstlendiğini belirtti: hem kendi görev alanlarında faaliyetler icra etmek hem de diğer kurumların çalışmalarını koordine etmek. Bu çalışmaların temel felsefesinin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye, Türkiye’den Büyüktür” yaklaşımı olduğunu vurguladı.
2024-2029 dönemini kapsayan Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın 50’den fazla paydaş kurumla hazırlandığını anımsatan Duran, bu süreçte “Kamu Diplomasisi İzleme Sistemi” (KADİZ) adı verilen bir uygulamadan faydalandıklarını ifade etti. KADİZ sistemi üzerinden 2021’den bu yana 15 binden fazla kamu diplomasisi faaliyeti kayıt altına alınmış; sadece 2025’te ise 3 bin 252 faaliyet gerçekleştirilmiş. Bu devasa koordinasyon görevi ise Kamu Diplomasisi Koordinasyon Kurulu (KDKK) tarafından yürütülüyor.
2025 yılında gerçekleştirilen kamu diplomasisi faaliyetlerine de değinen Duran, dünyanın dört bir yanında karşılıklı güvene dayalı, sürdürülebilir diyaloglar kurmayı hedeflediklerini kaydetti. Bu kapsamda 2025’te küresel çapta 38 panel, 3 medya forumu, 24 yuvarlak masa toplantısı, 29 sergi ve birçok başka etkinlik düzenlendiğini aktardı.
Türkiye’nin uluslararası arenadaki tezlerini anlatmak amacıyla 16 rapor, 5 kitap ve 13 video hazırlandığını belirten Duran, mevcut uluslararası sistemin küresel sorunların çözümünde yetersiz kaldığı bir dönemde, Türkiye’nin adil duruşunu sergilemenin önemine vurgu yaptı. Avusturya’dan Güney Kore’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada 20’den fazla ülkede düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” panel serisi, Kıbrıs’taki “Egemen Eşit İki Devlet” modeli ve Gazze’deki insani kriz gibi kritik başlıklardaki etkinliklerin, Türkiye’nin haklı tezlerinin uluslararası platformlarda daha görünür olmasına katkı sağladığını dile getirdi.
15 Temmuz anma etkinliklerinin stratejik iletişimdeki yerinin, hafıza yönetiminin en hassas alanlarından biri olduğunu belirten Duran, bu faaliyetleri tek seferlik olaylar olarak değil, sürekli bir toplumsal anlatı olarak ele aldıklarını ifade etti. Bu bağlamda, 2020’de hayata geçirilen Proje Takip Sistemi ile 15 Temmuz faaliyetlerini ülke sathında takip ettiklerini ve 2025’te rekor bir katılımla 21 bin 629 proje ve etkinliğin sisteme kaydedildiğini aktardı.
Geçtiğimiz yıl “Zaferin Adı Türkiye” temasıyla yurt içi ve dışında ortak bir söylem birliği oluşturulduğunu hatırlatan Duran, bu sayede farklı coğrafyalardaki etkinliklerin tek bir stratejik çatı altında toplandığını belirtti. Panel programları, sergiler, yayınlar ve dijital içerikler aracılığıyla, 15 Temmuz’un sadece bir darbe girişimi değil, millet iradesinin tarihsel bir direnişi olduğu mesajının güçlü bir şekilde vurgulandığını dile getirdi.
2026 yılı için CİMER sistemine yönelik plan ve projelere de değinen Duran, CİMER’in işleyişini ve etkinliğini artıracak, vatandaş odaklı hizmet anlayışını güçlendirecek birçok yeniliğin yolda olduğunu müjdeledi. Bu çalışmaların kalbinde ise CİMER’in yapay zeka ile entegrasyonu yatıyor.
Duran, yapay zeka teknolojilerinden faydalanarak başvuru süreçlerini daha hızlı, kolay ve kullanıcı dostu hale getirmeyi, sistemin verimliliğini artırmayı hedeflediklerini aktardı. CİMER’i sadece bir başvuru platformu olarak değil, karar alıcılara stratejik içgörüler sunan bir geri bildirim mekanizması olarak gördüklerini vurguladı. Yapay zeka destekli analitik kapasitenin, millet ile devlet arasındaki güven temelli iletişimi daha da pekiştireceğine ve kamu hizmetlerini daha etkin, erişilebilir ve kapsayıcı kılacak bir dönüşümün öncüsü olacağına inandıklarını ifade etti.
İletişim Başkanlığının süreli ve süresiz yayınlarının Türkiye’nin ulusal ve uluslararası iletişimine katkılarını değerlendiren Duran, büyük ve güçlü Türkiye’nin yükseliş hikayesini, stratejik ve bütüncül bir iletişim perspektifiyle dünyaya anlatma gayretinde olduklarını vurguladı. Türkiye’nin kamu politikalarını, köklü tarihsel birikimini ve küresel meselelere bakışını kapsamlı bir şekilde ele alan çok dilli yayınlarla geniş bir coğrafyaya ulaşmayı hedeflediklerini belirtti.
Bu yayınlarla hem ulusal kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi hem de Türkiye’nin tezlerini ve anlatısını uluslararası platformlara doğrudan taşımayı amaçladıklarını kaydeden Duran, medya, iletişim ve basın tarihine yönelik referans niteliğinde eserler de hazırladıklarını söyledi. Özellikle Gazze’deki gazetecilere yönelik saldırıları belgeleyen ve Arapça, İngilizce ve Türkçe hazırlanan “Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı” kitabının, Gazze’deki katliamı tüm dünyaya duyurma ve unutulmamasını sağlama misyonu taşıdığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mücadele azmini ve yoğun mesaisini gözler önüne seren, gelecek nesillere ışık tutacak “Aşkınan Koşan Yorulmaz” adlı yayının da önemli bir arşiv çalışması olduğunu sözlerine ekledi.
İletişim Başkanlığının en temel önceliğinin toplumun tamamıyla samimi bir iletişim içinde bulunmak olduğunu vurgulayan Duran, üniversitelerden basın mensuplarına, sivil toplum kuruluşlarından milletin tüm kesimlerine kadar herkesle sürekli diyalog halinde olduklarını belirtti. Samimiyetin, her kapıyı açan bir anahtar gibi olduğunu ifade eden Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada vazgeçilmez bir aktöre dönüştüğünü hatırlattı.
Bu başarıyı daha ileriye taşımak için, dünyanın böylesi kaotik bir döneminde, millet ve devlet olarak bağlarımızı samimiyetle güçlendirmemiz gerektiğini belirten Duran, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu bağın güçlü bir şekilde devamı, Türkiye’nin yükselmesi için olmazsa olmaz koşullardan biridir. Hep birlikte, büyük ve güçlü Türkiye’yi yükseltmek ve geleceğe taşımak için daha çok çalışacağız.“
Muhtemel.net, ziyaretçilerine Gündem, Dünya, Eğitim, Ekonomi, Magazin, Sağlık, Spor, Teknoloji ve Yaşam gibi çeşitli kategorilerde zengin içerikler sunan bir platformdur. İlginizi çeken konularda daha fazla bilgi edinmek için sitemizi keşfedin.