Dünya

Nükleer Denetim Çağına Veda: New START’ın Sonu Küresel Dengeleri Sarsıyor

Dünyanın en büyük iki nükleer gücü ABD ve Rusya arasındaki son silah kontrol anlaşması New START sona erdi. Bu durum, nükleer silahsızlanma çabalarını boşa çıkarırken, yeni bir silahlanma yarışının ve küresel belirsizliğin kapılarını aralıyor. Kontrolsüz bir geleceğe adım atarken, yükselen teknolojik tehditler ve Trump’ın nükleer test kararı endişeleri artırıyor.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Nükleer Denetim Çağına Veda: New START’ın Sonu Küresel Dengeleri Sarsıyor

5 Şubat 2026 gecesi, dünya için yeni ve kaygı verici bir dönemin kapılarını araladı. Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya Federasyonu arasındaki nükleer başlık kapasitelerini dizginleyen son anlaşma, yani New START, resmen sona erdi. Artık dünyanın en büyük iki nükleer gücü, 1972’den bu yana ilk kez, birbirlerinin nükleer cephanelikleri üzerinde herhangi bir denetim, kısıtlama ya da şeffaflık mekanizması olmaksızın karşı karşıya.

New START: Kontrol Mekanizmasının Son Halkası

Peki, ‘New START’ neydi ve neden bu kadar önemliydi? Bu anlaşma, 2010 yılında imzalanmış, ABD ile Sovyet Rusya arasında 1990’lı yıllarda atılan START adımlarının bir devamıydı. Amacı basitti: Uzun menzilli nükleer başlıkların ve bunları taşıyan füzelerin sayısını belirli sınırlar içinde tutmak. Dünyadaki nükleer gücün büyük çoğunluğuna sahip olan bu iki ülkenin (SIPRI verilerine göre 2025 itibarıyla Rusya 5.459, ABD 5.177 nükleer başlığa sahipken, Çin’in başlık sayısı 600 civarında), birbirlerinin kapasitelerini denetleyebilmesi kritikti.

Geçmişten Bugüne Nükleer Denetim Çabaları

Aslında nükleer silahsızlanma hikayesi oldukça uzun soluklu. 1970’lerde, “karşılıklı garantili yıkım” kabusunun önüne geçmek isteyen süper güçler, bir arayışa girdi:

  • SALT-I (1972): Nükleer füze sayısını dondurma hedefli ilk ciddi girişimdi.
  • START I (1991): Soğuk Savaş’ın sonuna doğru imzalandı. Tarihin en karmaşık ancak en etkili silah kontrol mekanizmalarından biriydi.
  • START II (1993): Gerilimler yüzünden hiç yürürlüğe giremedi.
  • New START (2010): “Yeni bir başlangıç” umuduyla doğan bu anlaşma, her iki tarafa da konuşlandırılmış nükleer savaş başlığı ve fırlatma sistemi sayısında net sınırlar (1.550 başlık, 800 fırlatma sistemi) getirdi.

Uzatma Görüşmeleri Neden Çıkmaza Girdi?

2021’de Biden ve Putin’in anlaşmayı beş yıl uzatmasıyla bir süreliğine derin nefes alınmıştı. Ancak 2026 eşiği, tüm beklentileri boşa çıkardı. Rusya’nın, müzakerelere ek süre tanımak adına anlaşmayı tek taraflı olarak bir yıl daha uygulama teklifi, Beyaz Saray’dan karşılık bulmadı. Eski Başkan Donald Trump’ın tutumu bu tıkanıklığın en büyük nedenlerinden. Trump, artık sadece iki ülkeyi kapsayan bir anlaşmanın çağın gerçeklerini yansıtmadığını, Çin’in de masaya oturması gerektiğini savunuyordu. Yaklaşık 600 savaş başlığına sahip Çin ise, ABD ve Rusya gibi devlerin yanında aynı masada yer almayı reddetti. Trump’ın “Eğer süresi doluyorsa dolar, biz daha iyisini yaparız” şeklindeki cüretkar duruşu, uzmanlara göre denetimsiz bir silahlanma yarışının kıvılcımını çakabilir.

Teknolojik Gelişmeler ve Yeni Oyun Kurucular

Müzakerelerdeki çıkmazın bir başka aktörü de, hızla evrilen teknoloji. Rusya, New START’ın kapsamına girmeyen, fütüristik ve ürkütücü yeni silahlar geliştirdi. Bunlar arasında hipersonik “Oreshnik” füzeleri ve nükleer kapasiteli, otonom denizaltı dronu “Poseidon” öne çıkıyor. ABD ise buna karşı, Trump’ın “Altın Kubbe” (Golden Dome) adını verdiği uzay tabanlı füze savunma sistemini masaya getirdi. Moskova, bu tür bir hamleyi stratejik dengeyi bozma girişimi olarak görüyor ve ABD’nin Grönland gibi hassas bölgelere füze savunma sistemleri konuşlandırması halinde askeri yanıt vereceğini açıkça belirtiyor.

Nükleer Oyunun Yeni Aktörleri: Poseidon ve Burevestnik

Rusya Devlet Başkanı Putin, 29 Ekim’de yaptığı açıklamayla dünyanın tüylerini diken diken etti: Nükleer güç ünitesine sahip Poseidon torpidosunun, hem denizaltıdan fırlatma motoru hem de nükleer ünitesiyle başarıyla test edildiğini duyurdu. Putin, bu “eşsiz” ve “başka hiçbir ülkede olmayan” silahın, Barents Denizi’nde bir denizaltıdan denendiğini belirtti. Bulletin of the Atomic Scientists dergisine göre, 100 megatonluk nükleer başlık taşıyabilen Poseidon, okyanusta devasa radyoaktif dalgalar yaratarak kıyı şehirlerini yıllarca yaşanmaz hale getirme potansiyeline sahip. Uzmanlar, onu “kıyamet silahı” olarak tanımlıyor.

Bu test, Rusya’nın yalnızca birkaç gün önce gerçekleştirdiği Burevestnik nükleer motorlu seyir füzesi denemelerinden sonra geldi. Putin, “sınırsız menzilli” ve “hiçbir savunma sisteminin engelleyemeyeceği” bu füzeyi göklere çıkardı. NATO’nun “Skyfall” kod adını verdiği bu füze, 2019’daki bir denemede yaşanan patlamada beş bilim insanının ölümüne yol açmıştı.

Amerika’nın 33 Yıllık Sessizliğini Bozan Karar

Putin’in bu cüretkar açıklamalarının hemen ardından, Trump da 29 Ekim’de sosyal medya hesabından çarpıcı bir paylaşım yaptı. “Diğer ülkelerin test programları yüzünden, Savaş Bakanlığı’na nükleer silah testlerimize eşit temelde başlaması için talimat verdim” dedi. Bu karar, ABD’nin 1992’deki “Divider” testinden sonra yürürlükte olan 33 yıllık nükleer test moratoryumunu fiilen bitiriyor. Trump, ABD’nin hala dünyanın en güçlü nükleer cephaneliğine sahip olduğunu belirtirken, Çin’in kısa sürede kendilerine yetişebileceği uyarısında da bulundu. Küresel denge, bir kez daha alarm veriyor.

Avrupa’nın Kaygısı ve Kıyamet Saati’nin İbreleri

Bu gelişmeler Avrupa başkentlerinde büyük bir endişe dalgasına yol açtı. ABD’nin nükleer koruma şemsiyesinin artık eskisi gibi kayıtsız şartsız Avrupa’yı sarmayabileceği korkusu, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i Fransa ve İngiltere ile yeni bir nükleer savunma stratejisi geliştirmeye itti. Eski Başkan Barack Obama, on yıllarca süren diplomatik çabaların hiçe sayılmasının dünyayı daha tehlikeli bir yere sürükleyeceği konusunda uyardı. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Vekili Medvedev ise, alternatif bir mekanizma olmadan bu anlaşmanın bitişinin “Kıyamet Saati”nin akışını hızlandıracağını açıkça dile getirdi.

5 Şubat’la birlikte dünya, her iki süper gücün de nükleer başlıklarını kontrolsüzce artırabileceği, şeffaflığın sıfırlandığı, tarihin en belirsiz ve riskli dönemlerinden birine adım atıyor. Artık gökyüzünde dolaşan her bulut, bambaşka bir endişeyi taşıyor.

Benzer Haberler

Tümü
ABD İstihbaratından Hamaney İddiası Müzakereleri Yavaşlatıyor
ABD İstihbaratından Hamaney İddiası Müzakereleri Yavaşlatıyor
Macron Norveç’in Fransa Nükleer Caydırıcılık Sistemine Dahil Olduğunu Açıkladı
Macron Norveç’in Fransa Nükleer Caydırıcılık Sistemine Dahil Olduğunu Açıkladı
Pakistan ve ABD Dışişleri Bakanları Washingtonda İlişkileri Masaya Yatırdı
Pakistan ve ABD Dışişleri Bakanları Washingtonda İlişkileri Masaya Yatırdı
İran’da İnternet Kısıtlamaları Kaldırıldı Pezeşkiyan Onay Verdi
İran’da İnternet Kısıtlamaları Kaldırıldı Pezeşkiyan Onay Verdi
Netanyahu Trump ile İran Nükleer Tehdidi Konusunda Anlaştı
Netanyahu Trump ile İran Nükleer Tehdidi Konusunda Anlaştı
Fransa İsrailli Bakan Ben Gvir’in Ülkeye Girişini Yasakladı
Fransa İsrailli Bakan Ben Gvir’in Ülkeye Girişini Yasakladı
Muhtemel.net Haberin Doğru Adresi
Muhtemel

Muhtemel.net, ziyaretçilerine Gündem, Dünya, Eğitim, Ekonomi, Magazin, Sağlık, Spor, Teknoloji ve Yaşam gibi çeşitli kategorilerde zengin içerikler sunan bir platformdur. İlginizi çeken konularda daha fazla bilgi edinmek için sitemizi keşfedin.

2025 Muhtemel.net © Tüm hakları saklıdır.