Depremden etkilenen 18 üniversite, 2025’te tam 13 binden fazla bilimsel yayına imza atarak bilim dünyasında parmak ısırtan bir başarıya imza attı. Bu zorlu süreçte hem eğitime kesintisiz devam eden hem de yenilikçi projelerle topluma nefes aldıran bu üniversitelerin müthiş hikayesine yakından bakalım.
6 Şubat depremlerinin derin izlerini taşıyan bölgelerdeki üniversiteler, küllerinden yeniden doğarak sadece eğitimde değil, bilimsel yayınlarda ve toplumsal projelere imza atmada da çığır açan bir performans sergiledi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılan açıklamalar, bu kurumların direniş ve inovasyonla dolu hikayesini gözler önüne seriyor.
Depremden etkilenen 11 ildeki 18 devlet ve vakıf üniversitesi, tüm zorluklara rağmen bilimsel arenada adeta destan yazdı. 2024’te 11 bin 734 bilimsel yayına imza atan bu üniversiteler, 2025 yılına gelindiğinde bu sayıyı tam 13 bin 364 ulusal ve uluslararası yayına taşıyarak parmak ısırtan bir başarıya imza attı. Bu rakamlar, bölgenin bilimsel potansiyelinin ve akademisyenlerin azminin somut bir göstergesi.
Ancak bu üniversiteler sadece yayınlarla yetinmedi. İlk yardım eğitimlerinden deprem farkındalığına, hijyen ve gıda güvenliğinden anne ve çocuk destek programlarına, yapay zekadan dijital oyunlara kadar uzanan geniş bir yelpazede sosyal sorumluluk projelerini de hayata geçirerek toplumla iç içe bir duruş sergilediler.
Deprem bölgesindeki üniversiteler, sadece mevcut durumu iyileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda geleceğe ışık tutan inovatif projelere de imza atıyor. İşte o projelerden bazıları:
Son bir yılda 2 bin 718 ulusal ve uluslararası bilimsel yayınla dikkat çeken Harran Üniversitesi, “Yerelektrik Değişimlerin Analizi ile Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) İzleme ve Deprem Erken Uyarı Sistemi Araştırması” projesiyle deprem öncüllerini yeraltı elektriksel değişimlerle tespit etmeyi hedefliyor. Bu proje, olası afetlere karşı erken uyarı sistemleri geliştirmede önemli bir adım.
Adıyaman Üniversitesi’nin geliştirdiği “Görüş Ötesindeki Canlıların Lazer ve Ses Sinyalleri Kullanarak Yapay Zeka ile Tespiti” projesi, görüş alanının dışında kalan canlı ve nesneleri lazer ve ses sinyalleriyle belirleyip yapay zeka destekli analizlerle değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu, afet anlarında hayat kurtarıcı bir rol oynayabilir.
Geçtiğimiz yıl bin 778 yayın üreten ve 71 çalışmaya patent alan Fırat Üniversitesi, Kahramanmaraş merkezli depremlerin Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) üzerindeki istihdam ve üretim etkilerini derinlemesine inceledi. Bu analizler, bölgedeki ekonomik iyileşme için kritik veriler sunuyor.
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle “Aile Yılı” kapsamında “Aile Üniversitesi” kurarak ailelerin dayanışma ve gelişimine odaklandı.
İskenderun Teknik Üniversitesi, “Afet Sonrası Rehabilitasyon ve Yeniden Yapılanma Projesi” ile Hatay’da toplumsal, çevresel ve ekonomik iyileşmeye gönüllülük temelinde katkı sunuyor. Bu, bölgedeki insanların yaralarını sarmak için kolektif bir çaba.
Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi, depremin gençlik üzerindeki etkilerini azaltmayı hedefleyen “Gençlik Gelişim Akademisi” ile gençleri dijital oyun sektörüne hazırlayan “Dijital Oyun Geliştirme Akademisi (DOGA)” projelerini hayata geçirdi. Gençlerin moralini yükseltmek ve onlara yeni kapılar açmak için önemli bir adım.
Üniversitelerin bilime ve topluma katkıları sadece deprem odaklı projelerle sınırlı değil, sürdürülebilirlik ve bilgi paylaşımı alanında da göz kamaştırıyor.
GAÜN Nurdağı Meslek Yüksekokulu, depremde hasar gören atıl tarım aletlerini teknolojiyle donatarak yeniden kullanıma kazandırdı. Üniversite, “Atık Antep Fıstığı Kabuğundan Nanolif veya Nano Parçacık Tabanlı Biyoaktif Gıda Ambalaj Malzemesi Üretim Yöntemi” ile patent alarak sürdürülebilirliğe farklı bir boyut getirdi.
Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, geçtiğimiz yıl “Bilim Kafe” etkinlikleriyle yüzlerce vatandaşa ulaştı. Ayrıca, su kaynakları yönetimi ve çevresel etki azaltma çalışmalarındaki üstün başarısıyla “Dünya’nın İlk Su Ayak İzi Belgeli Üniversitesi” unvanını alarak çevre bilincinde bir dünya lideri olduğunu gösterdi.
YÖK’ün öncülüğünde kurulan Bilim İletişimi Ofisleri (BİO), deprem bölgesinde bilginin toplumla buluşması için pek çok etkinlik düzenledi.
Geçtiğimiz yıl bin 413 bilimsel yayına imza atan Çukurova Üniversitesi, bilim kafeleriyle yaklaşık 18 bin kişiye ulaşarak bilimin ışığını geniş kitlelere taşıdı.
Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, “Ulusal Halk Sağlığı Takımı” öncülüğünde “Deprem Farkındalığı ve Psikolojik Boyutu” saha etkinlikleriyle toplumsal bilinç düzeyini artırdı.
Hasan Kalyoncu Üniversitesi, arama kurtarma çalışmalarında kesintisiz uçuş sağlayan yapay zeka tabanlı kablolu drone yazılım ve donanımları geliştirerek afet müdahale kapasitesine yenilikçi bir boyut kazandırdı. Bu teknoloji, zorlu koşullarda dahi görev yapabilme yeteneğiyle öne çıkıyor.
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, deprem atıklarının sürdürülebilir yapı malzemelerine dönüştürülmesi, konteyner kentlerdeki depremzedelerin travma ve yaşam kalitesi üzerine yaptığı çalışmalarla toplumsal fayda sağlamaya devam ediyor.
Üniversiteler, bilimsel çalışmalarının yanı sıra, bölgedeki insanların, özellikle de kadınların ve çocukların psikososyal iyilik hallerini desteklemek için yoğun çaba harcıyor.
Kilis 7 Aralık Üniversitesi son bir yılda 307 bilimsel yayın, Malatya İnönü Üniversitesi ise bin 193 ulusal ve uluslararası makale yayımladı. Bilimsel üretimin yanı sıra, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin düzenlediği “Yıkımın Ardında: Umut ve Dayanışma Söyleşisi” etkinlikleri, depremden etkilenen kadınların psikososyal desteklenmesine odaklandı. Bu tür etkinlikler, dayanışma ruhunu canlı tutuyor.
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2025’te 914 bilimsel yayına imza atarken, Mersin Üniversitesi’nin öncülüğünde Gazi Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi iş birliğiyle “Anne Çocuk Destek Programı (AÇDEP)” hayata geçirildi. Bu program, deprem sonrası en kırılgan gruplardan biri olan anne ve çocuklara el uzatıyor.
Sanko Üniversitesi, Gaziantep’te ebeveynlerini kaybetmiş veya tedavi gören çocuklara yönelik özel bir proje geliştirdi. Bu proje, çocukların sağlık, eğitim ve psikososyal ihtiyaçlarının belirlenerek desteklenmesini hedefliyor, onlara umut ışığı oluyor.
Dicle Üniversitesi ise geçen yıl bin 331 ulusal ve uluslararası bilimsel yayın yaparak bölgesel bilimsel gelişime katkı sundu.
Tüm bu çalışmalar, deprem bölgesindeki üniversitelerin sadece birer eğitim kurumu olmadığını, aynı zamanda toplumsal direnişin, bilimsel azmin ve yenilikçi ruhun birer sembolü olduğunu gösteriyor. Onlar, bilimle yaraları saran, geleceği inşa eden kahramanlar.
Muhtemel.net, ziyaretçilerine Gündem, Dünya, Eğitim, Ekonomi, Magazin, Sağlık, Spor, Teknoloji ve Yaşam gibi çeşitli kategorilerde zengin içerikler sunan bir platformdur. İlginizi çeken konularda daha fazla bilgi edinmek için sitemizi keşfedin.